NetForumlari.Net  

Geri Dön   NetForumlari.Net > Eğlence Bölümü > Üye günlüğü

Üye günlüğü Günlük resim, yazı ve makalelerinizi paylaşabileceğiniz kişisel blog.

Kullanıcı Etiket Listesi

Like Tree10Beğeni(ler)
  • 1 Post By Ely
  • 1 Post By Ely
  • 1 Post By Ely
  • 1 Post By Ely
  • 1 Post By Ely
  • 2 Post By Ely
  • 2 Post By Ely
  • 1 Post By Ely
Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10 Nisan 2017, 02:06   #1
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Merdümgiriz.


Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
Bilemem, belki bu yüzden
ben sana yanlış bir yerden edilmiş
bir büyük yemin gibiydim.
Beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
yine de döneyim döneyim istedim.
Ah benim sesimle
söylesem de, inanmazlar
benzemiyor çünkü bir dile.
Döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
döndüğüm bu sema sensin döndüğüm.
Sen benim kara ömrüme vuran
suyumu harelendiren sevincimdin.
Onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
Titreme daha fazla kalbim.

Bağışla kendini artık onu da
bırak gitsin.
O senin en ezel gününden kaderin.
Sen onu nasılsa bin kere daha
seveceksin...

Birhan Keskin
Flora Beğendi.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Reklamlar
Alt 14 Nisan 2017, 13:25   #2
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


Kimseyi umursamıyorum demek istiyorsun yani ha?
Ah dostum.
Sen ve senin çok sevgili alıntıların.

Sana bir şey söyleyeyim mi? Yalan söylüyorsun.
Evet bir yalancısın sen. Kendine her bu kadar yaklaşmanda asıl senden bu kadar uzaklaşmanı neye bağlıyorsun ki?
Bunu bilmeme de şaşırdın demek.
Sahtekar kardeşim benim.
Benden yalan söyleyerek kurtulamazsın.
Asla bir yalancıya yalan söyleme.
Ne zannediyorsun ki sen beni?
Kim zannediyorsun?
Ben senin karanlık tarafınım.
Şimdi anladın mı?
Hani şu kalp kırdığın, can yaktığın yanın.
Ben senin çaresizlik bahanenim her acımasızlığında sığındığın.
Beni iyi tanıyorsun. Aynı cehennemde büyüdük.
Birbirimizi kollaya kollaya geldik bugünlere. Kolay değil çünkü yaşamak.
Canavarlarla ne kadar çok mücadele edersen o kadar çok onlara benzersin.
Ve o canavar benim işte.
Senin içinde. Senin yanında, sana yoldaş ve sana karşı aslında.


Kerimcan Kamal
Flora Beğendi.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 13:26   #3
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


yoktur başka hiçbir şeyimiz şimdi bu arada kalmışlıktan başka
ve idrak yeteneğimizi yitirdiğimiz gün çok yol alacağız
o çok inandığınız tanrı aramla dünyaya bir yanan köprü koydu
ve vaziyet budur şimdi, karşıya geçmek için de gelişmedi adalet yeterince
bazen elimizde kalan sadece budur ve anlamak gerekir bundan
tükendiğini her şeyin, ısrarla istemek verilmeyeni bazen daha kötüsünü getirir
çarpışması iki şeyin birbiriyle iç dengelerini kaybettirir
ama ben çok inandım buna, bedenin kendi yol haritası var
ve üstelik bir yere varamaz insan ayaklarıyla alınca yol
sabır taşa emanet, çatlamayı da bilmeli insan.

fırtına-geçti-saçılanlar-kendimden

her şeyin sonunda sana bu boşluk kaldı ve doldurmaya niyetli kalbin
bir olmayanla, tümünü anlamaya çalışarak üstelik
ve asarak dişlediğin elmaları ağaca, tufanından medet umduğun gemiden
salınan hayvanlar üstüne varırken çok, sığınacak yer aramışsın yine
ama sen hiç alışamamışsın insan türüne, ve aitmiş gibi gezinirken
kalbinle çokça inandığın bir dünya meselesine kaptırırken ömrünü
zamanı bir tür dişli makine içinde ezdirdiğini ve başından aşağı döküldüğünü
anlamamışsın
, üstelik kaçmaya çalışırken arkandan gelen bu sarsıntıyı
ayak tabanlarında hissetmişsin ve saati geride bırakamayan tahta kuşları
alıp beslemeye kalkışmışsın avuçlarında, ki götürmeye yaramamış kanatları seni
her şeyi bilirsin; ama bunu kaçırmışsın
odalarda, metrolarda, kitaplarda, banklarda
hep onu aramışsın.

boynumu-sardın-sadece-ve-ben-yokum

sonsuz bir kasırgadır ruhun ve dinmesini beklemek kendisinden
varlığına son vermektir, üfleyerek bileklerinden havalandırdığın toz
kaybolmaz ama yer değiştirir, sevdiklerin gibi uçuşurken gözünden
ve ayrılırken biraz daha vahşet gerek, çünkü hiçbir şey iyi hatırlanmak istemez
bu yollarda duralım, ayaklarımızın bizi götüreceği daha iyi bir yer yok
içimde kristalleşen bu esrar bir şeyi aydınlatmıyor
artık yalnızca Satürn’ün halkasında koşan atlarıma inanıyorum.

sizin-hiç-görmediğiniz-saksı-durup-önümde-parçalanıyor

leşleri kemiren bir hayvandan öteye geçemedik yeryüzünde
yaşamamız için öldürmemiz gerektiği gerçeğine bizi inandıran kimse
arkamı dönüp kendisine, olanca gücümle kaçarken, tanıma fırsatını vermedim
kendime bir yaban hayvanını ve dişlerini sırtımda hissedene kadar
bedeninin hükmüne inanmamıştım.

o da doğru ya
sahipsiz ölüleri
toplu gömerler.

uzaklardan çağrıldım, bir sorunum var dünyaya alışmak gibi
ve bu siyah kapıyı olanca gücümle ittiğimde
karşımda olacaksın.

Sinem Sal - Seni Çağırdım
Flora Beğendi.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 13:27   #4
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


Sözleriniz ne güzel, gözleriniz sis,
lütfen yüksek sesle sevmeyiniz.
Sıcacık bir serçe düşer gözlerimden.
Uzar akşamların sıkıntısı, uzar ay kılıklı
bir aşk, evlere sığmaz…

Yalnızlığım yalnız kaldı
Güvercin uçuşu bir öpücük alır mıydınız?

Saat altı. Hüznün mesaisi bitti.
Hadi içelim, şimdi insan olma vakti.

Bir adam çekip giderim buralardan ıslığıdır.
Çekip gidemez buralardan bu onun dalgınlığıdır.

Ey kül rengi kadın sahi siz en pıhtı tanıdığım mıydınız?
Gün bir uyanmak gibi gerinir.
Neyimize yetmez küf ve su, baharat konuşur.
Öpün üşüyen ağzımdan, köpürsün gövdem.
Şaşırsın böcek! Konuşsun lamba! Korkunç uyumsuzum.
Ey gecelerimin ormanı, düzelt hüznümü, köpürt!
Su rengi çiçeğim, kestane saçlım, buğum benim.
Gece ve çıplak. Çıngırak ve tomurcuğun sesi.
Ve hayat ve hayat komuta bende artık!..

Topallayan ah deli yüreğim
Böyle başlamak istemezdim…


Engin Turgut - Böyle Başlamak İstemezdim
Flora Beğendi.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 13:27   #5
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu
Herkes koşarken bağdaş kurmayı öğrendim
Enkazdan karınca kurtarmayı ve hıçkırırken konuşmayı.
Bir yumruk, gözlerime indi
Yıldızları gördüm, tanrım ne güzel
Başımı çarptım yere düşünce
Hayatım bir film şeridi, bebekliğim ne güzel.
Bir ışık gördüm tünelin sonunda
Işığa yürüyemedim, hayat ne güzel.
Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu
Geyik boynuzlarından meyve topladım.
Kanguru ceplerinden ikramiye,
Kaplumbağa kabuklarından ev aldım.
Samanlıkta iğne oldum, biri bulsunu bekledim.

Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu
Kendi dalına ağır bir meyveydim
Lezzetimden eksilmedi ama rendelendim.


Geçtiğimiz altı ayda çok şey oldu
Bir tek bunu anla istedim.

Sinem Sal - Bakarsın Geçer
Flora Beğendi.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 13:28   #6
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


Dirayetimizin sınavında hep bütünlemelere kaldık kabul edelim. Önce parmaklarımız çürümeye başladı, sonra gözlerimiz, sonra biz… Tab edilmeden yandığı anlaşılan filmler gibiyiz. Bozuk, atılası ama hep “ne güzel şeyler vardı içinde” diye sohbetlere konu olası. Çocukluğumda tanıdığım güzel bir terzi vardı: “Hayata dikiş tutturacağız diye teğellerimizden olduk” demişti. Siyah önlüğümün beyaz düğmesini dikiyordu. Uzun uzun baktım yüzüne. O da bana bakınca gülümsedim, yanağımı okşadı nasırlı elleriyle. Canım acıdı ama üzülür diye belli etmedim. O terzi öldü bir sabah. Kadınlar kefenini hazırlarken gizlice girdim odaya. İğne iplik kullanmadılar. Dünya böyle bir yer işte. Sen hayatı nakışlarsın, ölürken kefenine düğüm bile atmazlar. O günden sonra siyah önlüğümü bir daha giymedim. O zamanlar benim yüzümden öldüğünü düşünmüştüm. Hâlâ aynıyım, kendimi değiştirmedim.
Düşündükçe kayıplara karışıyor insan. Yok olmak var olmaya gebe gibi. Eğer bu bir hastalıksa, sessizlik bu hastalığın ilk belirtisi. Yok oldukça öğrendim…
Sonra dağlar gördüm, nehirler… Güzel şarkılar dinledim. Güzel dostlarım oldu. Güzel insanlarla güzel hayaller kurdum. Hatalarım da oldu, okkalı kayıplarım da. Acılarımın hepsi resmi kayıtlara dökülecek cinstendi.
Büyümek böyle bir şey mi? Aynı hataları, aynı kayıpları zamana yayıp takvim yapraklarına el yordamıyla hayatı devirmek mi? Henüz anlamını yitirmemiş şeyler varken üstelik. Kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi gibi dönüp dururken ruhumuzun darp edilişine bilet kestiriyoruz. Seyretmeye doyamadığımız da kendi ömrümüz, şikayet ettiğimiz de. Konusunu beğenmediğimiz hikâyelerin hepsi biz’li. Peki ne yapmalı şimdi, sayfayı mı çevirmeli?
…
Karanlıktan korkan birinin sonradan kör olması ne demektir? Ne demektir iğnenin güneşe saplanması, kaybolmak ne demektir? Adres bilmeden çarpa çarpa koşmaya çalışırken dönememek ne demektir? Kaldığın yere dahil olup ait olamamak, çölün ortasında kum fırtınasına yakalandıktan sonra oradan oraya savrulmak, kendini bir mahsene kapatmak, kocaman tatlı bir gezegene parmaklarının ucuyla tutunmaya çalışmak, demlenmeyen acı, ruhta meydana gelen yırtık, zarar-ziyan-zaiyat, tükenen parmak uçları ve bütün bitişlerden sonra üzerine gün ışığı düşmeyen bir sadakatin gölgesizliği ne demektir?
Beşe beş var. Ve sis. İkinci el bir mevsimin tam ortasında savrulan yapraklarımı seyrederken kederli bir sigara tutuşturup kesik kesik üflüyorum. Neyse ki bunların hepsine fotoromanlarda rastlanır. Sayfayı çeviriyorum.

Sevim Demiröz - Bunların Hepsine Fotoromanlarda Rastlanır
Caddeci ve Flora Beğendiler.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 13:30   #7
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


İki yanım dağ,üşüdüm heybetinden
Bir adım daha güneşe, bir adım daha
bir adım derken… genişledim
uzağım artık kendimden.

Kurumuş bir bataklık göğsümde,
ayaklarımdan uzak duruyor su.
Ve sessizliğin yankısıyla kuruyorum
kendimi yeniden

Mutlak ıssızlıkla buluştum,
mutlak kopmuştum hatıradan.
Bir şey değilim ben,
geç benden.

Ağaç tutunacaksa bende, köklerine güvensin
yol gidecekse, varsın gideceği yere.
Sabahın sisi ayaklarımı yalıyor
gece de geçecek benden.

Sustum. Yeryüzü olacağı gibi olsun.

Açtım kendimi, dümdüz,ovayım ben.
Rüzgar vurdukça bana çınlasın çimen.

Birhan Keskin - Ova
Caddeci ve Flora Beğendiler.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 20:27   #8
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


Kafamın içinde mıntıka var uzun bir süredir. Satürn'e kadar gittim. Son yaprağın dökülmesini bekledim. Son eriyen buzları bekledim. Güneş’ in doğuşunu izledim her gün. Bıkmadan. Yazılar yazdım. Müzik dinledim. Irmağında yıkandım senin gözlerinde kurudum. Evden uzak yollarda karanlık bastırınca, hava birden bozulduğunda düşlerin dedim, ellerin. Isındım. Sen uyurdun bilmezdin. Her günü etime dokudum. Gülüşüne iliştirdim zamanı. Ah dedim içimden, ne de güzel gülüyor. Sen güldükçe ne iyi.
Caddeci Beğendi.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 22:04   #9
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


bir sahildeyiz. bir ucunda sen, bir ucunda ben. bu bir dünya eder. hangi dünya? benim dünyam. bu benim dünyamdır. merkez üssü de sensin. sana gösterebileceğim tek silah titrek ellerimdir. hiç sorma neden titriyorsun diye. korkudan olduğunu da asla bilme. ben bunları sana anlatmıyorum ki, şükür ki içimin çöplüğü hala orada. en son ruhumun külünü savurdum sanıyordum, kim bilirdi ki hala yandığımı? söndüm sanmaksa aptallık mıymış? ısrarla silah isteme benden. sana verebileceğim tek silah ellerim. gözlerimden de sakın. avuç içlerimi dudaklarına götürdüğün gece miydi yüreğimi bıraktığım gece.

yüreğin genişlemesi diye bir şey varmış, diyorlardı. ben de duymuştum. senle tanışana kadar onunla da tanışmamıştım. sonra sen geldin, bir elinde bu yürek genişlemesi, bir elinde garip bir mutluluk. normal olan hiçbir şeye benzemeyerek geldin. ama ne gelişti! ama senin gözlerine bakınca orada da gördüm o yüreğin genişlemesini. genişledikçe, daha çok yer açtık orada sana. her yanını sana adadık. diğerlerine verdiğimiz o yürekten de sana yer çaldık. hırsızlık yaptık, senin aşkın adına. fazlası ile masum olsa da yaptık.

sonra o gece, o şairin dediği gibi yüreğim ellerimde uyandım. yanımda sen uyuyordun sarmaşık misali, tüm dalların üzerimdeydi. mesken bildiğin bedenimin en sevgili misafiriydin sen. dağınıktın, ama olsun.

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Alt 14 Nisan 2017, 22:10   #10
Ely


Kullanıcı Profil Bilgileri Ziyaretçilere Kapalıdır.
Cevap: Merdümgiriz.


elim ayağım
epeydir kimin kime ne anlattığını bilmiyorum
adında hem ekmek hem gül geçen kimseyi görmedim
tanımıyorum
ben biraz yavaş
günde beş defa hiçbir şey yapmayan biri
ben biraz en üzgün baharatlara fena meyilli
mümkünse haşhaş
yoksa benzeri sözcüklerle de kırabilirim kalbimi
diyelim zencefil
diyelim hatmi

elim ayağım
başımdan geçenle aklımdan geçenin karıştığı bu masal
aşk her şeyi daha yavaş yapmaktır diye diye yürüdüğüm bir sokak
kalbinde tef ve delik
kalbinde dünya lekesi taşıyan bir çocuk resmi demişti
madem günde beş vakit kalkıp sana baktım
madem dünyanın bu kadar sabahını ben uyandım
ben uyudum bu kadar uykusunu
diledim dünyaya fena inanmış bir yüzüm olsun
kendimi seninle öldüreceğim dediğim feci bir kalbim
bir elim
bir ayağım
ağzıma doldurduğum rüzgarla üfleyeceğim sözlerim
diyelim fena
diyelim feci

elim ayağım
artık nereye ne götürdüğümü bilmediğim bu sapakta
sesini burada bırakıp giden şeylere baharat diyen o aktar dedi
tamam olmak küfür
tamam etmek hâşâ
bir ömür ağrıma gitse de dünyadan oluşmuş harfler
yarım dalgın ve kusurlu geldim ben buraya
günde beş defa hiçbir şey yapmamaktansa
kalıp sana baktım
kalıp sana bakmak oldu dünya
baharatları tek tek
zamanın bizi nasıl terlettiğini tane tane
dünyaya inanmış bir yüzü üzgün üzgün anlattım sana
dedim belki de bir yere üzgün üzgün bakmaktır dünya

dağlarına yedi
çarşılarına bir kez kar yağan doğu
durup beklemenin durup beklemekle devam ettiği günler
uyanınca da süren rüyalardan geldim ben buraya
diyelim fesleğen vardı
durup fesleğen çalıştım buralarda
diyelim fesleğen çalışmış kadar yoruldum ben dünyada
bil dedim
ilk kez ekmek ve gül geçecek yanımızdan
ilk kez ekmek ve gül geçecek adımızda
yalvarırım beni dünyaya bulaştırma

elim ayağım
ilkin ruhunu ve duvarını duayla koruyan bir evde karıştı aklım
karıştı kalbim
doğu dağlarını yedi diyen ninem
her baktığını görmesin diye su içirdi kız kardeşlerime
rüzgar yedirdi her bildiğini demesin diye
işte ona hep bir çukurdan baktım
hep yutkundum ninem ve dünya demeden önce
dağlarını yiyen doğunun adıyla bakışsız bu yüzü seçtim kendime
dedim belki de bir yutkunma yeriydi hayat
o avlu
o dam
o çocukluk
dedim belki de bir yutkunma yeriydi dünya

elim ayağım
yani kalbi yutkunmakla dolu kız kardeşlerim
bu nasıl mümkün
saçlarından başladılar konuşmaya
dedim değil mi ki simsiyah yaşımdayım
değil mi ki ekmeğimi yüzümün teri içinde yedim
ben de gitmeliyim artık o en fena bitkilere
çağırdığım haşhaş
gittiğim hatmi
olduğum zencefil
aslında hep bir odun sarsınlar onu içeyim dedim kendi kendime
duvarımızda dua
dualarda büyülü o nine

elim ayağım
taşıma düşman beğendirmekle geçirdiğim o günlerde
ben iyiyim de kalbim delik
ben iyiyim de burası doğu
ben iyiyim de çevrem kötü diye tarif edildiğim her yerde
bu farz dedim
bu farz
bu kesmediğim şeyleri uzatıyorum sanmanızdaki uzun kusur
bu kalbinizin kenarındaki yavaşlık
cümlelerimi yarım
beni duman eden her neyse onun adına
bu nasıl mümkün ki
önce gözlerimden başladım ben konuşmaya
akşamını gördüm dünyanın
merak kuşku ve bekleme yerlerini
hayatın beni tahtaya çıkardığı bir sabah
kırıldı dünya soğuktur diye yazdığım o kalem
o ayna

gördüm
nereye gitsem ben dik gölgem kamburdu bu dünyada

elim ayağım
sen gittin yağmurun sürdü sonra
denediğim taş çarşıları oldu dünyanın
sabır bitkileri
kırk uykusunu uyuduğum doğu
kırk yolunu yürüdüğüm sokak
hayat hep tuhaf bir yapışkanlıkla kaldı boynumda
dedim kırk sesle yıkansam da gitmez kalbimden sesin
ben dik gölgem kambur
bu leke başka

Benimse durmuyor aklım, durmadan koşuyor kalbime yetişmek için.
Neye tutunsa bırakmamak için sonunda ona yorgun düşüyor.

Ely isimli Üye şimdilik offline konumundadır       Alıntı ile Cevapla

Cevapla

Bookmarks

Etiketler
merdumgiriz

« Mutlusuzluk. | - »

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:42.

Forum Bilgilendirme Sosyal Medya
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.6.1

NF-İştirakıdır
Kurucu: Redworm
Developer (Technical): Caddeci
İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan NETForumlari.Net Forum, Haber ve Güncel Paylaşım Platformu Adresimizde 5651 Sayılı Kanunun 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. NETForumlari.Net sitesindeki konular yada mesajlar hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler için iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde NETForumlari.Net yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacaktır.
Yukarı Fırlat